Seyre Değer, Düşünmeye Değer
Nazan Taşlı

Nazan Taşlı

Gazeteci/Yazar nazantasli@ehaber.web.tr

Seyre Değer, Düşünmeye Değer

23 Şubat 2020 - 12:00

Medya denince aklıma ilk televizyon gelir. Ne de olsa bir çocukluk da biz çürütmüştük o bahçelerde. O zamanlar seyre değer gelirdi. Hatırlarım lise yıllarımda her güne ayrı bir dizim vardı. Uzaktan nasıl yahu dediğinizi duyar gibi oldum. Sonuçta alışkanlıklarımızı sevdiğimiz sürece zararını çekmeyi de kabulleniriz. Yıllar geçtikçe bir türlü beklediğimiz o değişim olmaz, kurduğumuz hayallerin kapısını sihirli değnek çalmaz olur. Gelecek kaygısında boğulmadan önce ise üniversiteye gideriz.

Televizyonun işlevlerinden biri nedir biliyor musunuz?  Tüm bu kaygıları bir an da unutturur. Sahte bir mutluluğu tekrar ve tekrar hissetmek için dizi veya film izlemeye devam edersiniz. Sonrası malum…

En gereksiz bilgi parçasını dahi duyduğunuz bir yer varsa mutlaka şöyle bir göz attığınızda karşınıza çıkanın hem yararlı hem de zararlı fonksiyonları içerebilecek oluşudur. Televizyon benim için işlevini haber programlarıyla zenginleştirdi diyebilirim. Ayrıntıları izledim. Nasıl sunduğundan ne söylediğine dikkatle dinledim. O zamanlar bir faydası olmadığını düşünürdüm. Televizyon bana sahte bir hayatı öğretmiş ama kendinin nasıl bir şey olduğunu algılamamda da yardım etmişti. Propaganda ile bilginin iç içe geçtiği bir ortamda insanların ekmek parası için çalışmak zorunda olduğunu öğretmişti. Yanlı olmamak için çabalayanların çizgisinde duramadığını ve fakat çizgide görünmeyi bir şekilde başardıklarını göstermişti. Birileri işin arka planını bizim için hazırlarken yaptığımız tek şeyin yıllarımızı bizi daha da körelten bir sistemde çırpınmak olduğunu fark ettirmişti.

Aidiyet duygusunu hangi ideolojik araçlar yeniler?

Kitle iletişim araçlarının kuşkusuz bu işlevi gördüğünü biliyoruz. Bir pencereden bakmamızı ister öncelikle. Aynı zamanda güvenliğimizin teminatıdır. Öteye gitmek bizi korkutur. Sonrasında fazla düşünmeyiz. Yorum yapmaya başlarız. Hayat bundan itibaren eleştirdiğimiz ve yargılar koyduğumuz bir dünyadan ibarettir. Sonrasında deriz ki “Formatlanmış beyinler icat eder sınırları, açlığı, kapitalizmi, ırkçılığı…”

Fark etmeyiz kendi sıradan hayatımızda bir cümlemizin diğeriyle çeliştiğini. Olsun. Hata yaparak da öğrenir insan. En azından bir damla yanılgı hissi taşıyorsa içinde. Seyre değer seçimleri de yapmayı böylelikle öğrenir.

Ne de olsa bazen düşünmeye değer kitapların birinde de şöyle yazar: “ Seyretmek, algılamaktan, algılamak kavramaya çalışmaktan daha kolaydır. Düşünmek sıkıcıdır, seyre değer hiçbir yanı yoktur; aslolan herhangi bir sorunun çözümünün parçası olmak değil, söz konusu sorun yahut çözümde belli bir katılım hissetmiş olmaktır.”

Yararlanılan kaynak: Medya ve Tüketim Sosyolojisi, Hüseyin Köse

Nazan TAŞLI

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar