Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, TBMM Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçesi yapılan oylama sonucunda kabul edildi.
Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl’ün başkanlık ettiği Genel Kurul oturumunda, TBMM, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçe Teklifleri ele alındı. Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına ilişkin görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığı bütçesi oylandı.
Yapılan oylamada TBMM’nin 2026 yılı bütçesi Genel Kurul tarafından kabul edildi.
ADALET BAKANI TUNÇ, TBMM GENEL KURULUNDA BAKANLIĞININ 2026 YILI BÜTÇESİNİ SUNDU

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Biz adaleti sadece köhne binalardan, merdiven altı duruşmalardan kurtarmakla kalmadık, biz adaleti birilerinin, vesayetçilerin, darbecilerin arka bahçesi olmaktan kurtardık." dedi.
Tunç, TBMM Genel Kurulundaki, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin sunumunda adaletin yalnızca bir hukuk ilkesi değil, insan onurunun varlık sebebi, milleti ayakta tutan en kutsal değer olduğunu belirtti.
Adaletin insan hak ve özgürlüklerinin teminatı, toplumsal huzur ve barışın güvencesi olduğunu kaydeden Tunç, "Devletin varlık sebebi en başta adaleti sağlamaktır." diye konuştu.Adaletin sağlanması adına son 23 yılda hukuk devleti ilkesini tahkim eden, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendiren önemli reformlara imza atıldığını vurgulayan Tunç, "Milletimiz daha fazlasına, daha iyisine layık. Anayasa'mızdaki bu kısmi değişikliklerle önemli reformlara imza atmış olsak da bizim hedefimiz 'Türkiye Yüzyılı'nı darbe ürünü bir anayasa ile değil, temel hak ve özgürlükleri önceleyen yeni bir toplum sözleşmesiyle karşılamak, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasa borcumuzu milletimize ödemek istiyoruz." ifadelerini kullandı.Yargı Reformu Strateji Belgesi ile yargıdaki reform iradesini sürdürdüklerini belirten Tunç, bu kapsamda 10. Yargı Paketi'nin yasalaştığını, 11. Yargı Paketi'nin de TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildiğini anımsattı. 12. Yargı Paketi hazırlıklarının da sürdüğünü bildiren Tunç, şunları söyledi:"12. Yargı Paketi ile hukuk yargılamalarının makul sürede tamamlanması, mülkiyet hakkının daha etkin korunması, avukatların bilgi ve belge temin etmelerinin kolaylaştırılması ve noter yardımcılığı kurumunun ihdas edilmesi gibi konularda düzenlemeler yapmayı planlıyoruz. Ayrıca yargılamaların uzamasının en önde gelen sebeplerinden birisi tebligat işlemleri, usulsüzlükleri. Bu anlamda yeni bir tebligat kanunu hazırladık, elektronik tebligatın yaygınlaştırılmasıyla ilgili bu kanun taslağımızda önemli hazırlıklarımız var. Bunların yanında Bilim Kurulu tarafından Cebri İcra Kanunu Taslağı da görüşlere sunulmuş durumda."Yargının adil ve etkin işleyebilmesinin önemli unsurlarından birinin ihtisaslaşma olduğunu belirten Tunç, "Bu kapsamda 986 olan ihtisas mahkemesi sayısını 2 bin 923'e yükselttik. 2025'te 252 yeni ihtisas mahkemesi kurarak yargıda uzmanlaşmaya yönelik adımlarımızı hızlandırdık." dedi.Hakim ve savcı sayısının da 26 bin 803'e yükseltildiğini ifade eden Tunç, kadın hakim ve savcı sayısının yüzde 462 artarak 10 bin 369'a yükseldiğini bildirdi.Tunç, adalet personeli sayısının da 179 bin 382'ye yükseldiğini belirterek, "Önümüzdeki dönem için alımını planladığımız 20 bin yeni personelin ilk 5 binlik kısmının sınav sürecini tamamladık. 15 bin yeni personelin alımını 2026 yılı içinde tamamlayacağız." açıklamasında bulundu.Yargı teşkilatının büyük bir özveriyle görev yaptığını vurgulayan Tunç, bu yılın aralık ayı itibarıyla yargı teşkilatının önünde 11 milyon 885 bin 704 derdest dosya bulunduğunu anlattı.Yıl içinde 12 milyon 440 bin 713 dosyada karar verildiğini aktaran Tunç, "Bu rakamlar derdest dosya sayısından daha fazla karar verildiğini göstermektedir. Biraz önce saydığım iyileştirmeler sayesinde yargımızın, biriken iş yükünü azalttığını memnuniyetle görüyoruz." ifadelerini kullandı.Tunç, "Ayrıca Hakimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde oluşturduğumuz Yargının Etkinliği Bürosu sistem üzerinden nerede aksama, nerede gecikme var anbean izlemektedir. Bakanlığımız bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka Şube Müdürlüğü ile de yargının işleyişini anlık veri ile izleyen ve karar destek mekanizmalarını güçlendiren, hız ve kaliteyi esas alan bir çalışma düzeni oluşturduk. Gerçekleştirdiğimiz bütün bu çalışmalarla makul sürede yargılanma hakkının daha etkin korunmasını amaçlıyoruz." diye konuştu.
"Almanya, İngiltere ve Fransa Türkiye'nin gerisindedir"
Adaletin tecellisi için gerekli olan insan kaynağı ve mevzuat altyapısının yanı sıra 23 yıldan bu yana yapılan yatırımlarla adaletin vakarına uygun, modern, erişilebilir, insan odaklı ve teknolojinin tüm imkanlarıyla donatılmış adliye binaları inşa ettiklerini dile getiren Tunç, "SEGBİS, e-Duruşma, e-İmza, e-Satış, e-Tebligat, e-Celse gibi farklı uygulamalarla yargının dijitalleşmesinde dünyada öncü konumdayız." dedi.Yargı alanındaki dijital portalların kullanıcı sayısının 25 milyona ulaştığına dikkati çeken Tunç, "Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu'nun hazırladığı endekse göre bilişim alanında ülkemiz Avrupa ülkeleri arasında hukuk yargılamalarında ikinci, ceza yargılamasında dördüncü, idari yargıda ise üçüncü sıradadır. Almanya, İngiltere ve Fransa Türkiye'nin gerisindedir. Yine OECD Raporu’nda ülkemiz, dijitalleşmede en proaktif 5. ülke konumundadır." açıklamasında bulundu.Alternatif çözüm yöntemlerinden olan özel hukukta arabuluculuk ve ceza hukukunda da uzlaşma kurumlarını önemsediklerini vurgulayan Tunç, söz konusu uygulamaların yargının iş yükünü azalttığını ve toplumsal barışa hizmet ettiğini söyledi.Söz konusu müesseseleri daha da etkin hale getirmek için çalıştıklarını belirten Tunç, "İhtiyari ve dava şartı arabuluculuk uygulamaları kapsamında bugüne kadar toplam 8 milyon 700 bin 154 dosyanın 5 milyon 156 bin 650'sinde anlaşma sağlanmıştır. Müzakeresi devam edenler hariç toplam anlaşma oranı yüzde 62. Ceza hukukunda da yüzde 83 başarı oranıyla 1 milyon 998 bin 485 dosyada uzlaşma sağlanmış oldu." bilgisini verdi.
"Endeksleri Türkiye'yi karalama vesilesi olarak kullananlara fırsat vermeyeceğiz"
Adalet Bakanı Tunç, yargı alanındaki bazı eleştirileri de cevapladı.Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nin gündeme getirildiğini, söz konusu endekste Türkiye'nin 118. sırada gösterildiğini belirten Tunç, endeksin kendi içinde çelişkiler barındırdığını vurguladı.Bakan Tunç, endekste, genel nüfus anketine göre Türkiye'de "yargılama sürecinin adil işlediğine inanan vatandaşların oranının yüzde 59", "yargılama süreci sonunda adil bir sonuca ulaşacağına inanan vatandaşların oranının yüzde 61", "yargılama sürecinden memnun olduğunu ifade eden vatandaşların oranının yüzde 74", "adalete erişim ve süreçler hakkında bilgilendirme oranının ise yüzde 71" olarak gösterildiğini ifade etti.Demokrasinin dahi olmadığı ülkelerin endekste Türkiye'nin üstünde gösterildiğine dikkati çeken Tunç, "Bu endeksler Türkiye gerçeklerini yansıtmayan endeksler. Aynı şekilde Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi. Türkiye 159. sırada gösteriliyor. Son 2 yılda 250'den fazla gazeteciyi öldüren İsrail, Türkiye'nin önünde gösteriliyor. İsrail 2 yılda 250'den fazla gazeteciyi şehit etmiş siz neden bahsediyorsunuz? Bu endeksleri Türkiye'yi karalama vesilesi olarak kullananlara fırsat vermeyeceğiz." sözlerini kullandı.Bakan Tunç, 1990'lı yıllara ait "Acele hakim aranıyor", "Mübaşirsiz mahkemeler" başlıklı haberlerin yer aldığı gazeteleri göstererek, "Biz adaleti sadece köhne binalardan, merdiven altı duruşmalardan kurtarmakla kalmadık, biz adaleti birilerinin, vesayetçilerin, darbecilerin arka bahçesi olmaktan kurtardık. Milletin yargısı haline getirdik, milletin bahçesi haline getirdik. Darbeciden, vesayetçiden, yolsuzluk yapandan hesap sorar hale getirdik. Milletin hakkını, hukukunu savunan bir yargı sistemini inşa ettik, daha da tahkim etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Tunç, TBMM Genel Kurulundaki, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin sunumunun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı."Türkiye Cumhuriyeti demokratik hukuk devletidir." sözlerinin bazı milletvekillerince dillendirildiğini belirten Tunç, "Hukuk devletiyle anılmak benim için şereftir." ifadesini kullandı.İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet ve irtikap" suçlamasıyla yürütülen soruşturmalara ilişkin yargı süreçleriyle ilgili eleştirilere cevap veren Tunç, "4 bin sayfalık iddianame ortada. Bu iddianameyi detaylı şekilde incelemekte fayda var. Peşinen kim suçludur, kim suçsuzdur bunu bizim söylememiz mümkün değil, buna karar verecek olan mahkemelerdir." dedi.
Cumhuriyet savcılarının suç ihbarı yapıldığında bunu soruşturmakla yükümlü olduklarını dile getiren Tunç, şöyle devam etti:"Adalet Bakanı olarak bana 'İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkındaki soruşturmaya müdahale edin, durdurun bunu.' diyemezsiniz. Böyle bir yetkimiz yok. Hiçbir makam, merci yargı makamlarına talimat veremez, emir veremez. İşi hafife almayın, 'İddianame boş.' demeyin. Bunu mahkeme değerlendirecek. Savunmanın yapılacağı yerler yargı makamlarıdır. Yargı bağımsızlığı çerçevesinde yargı işini yapar."Bakan Tunç, hukuk fakültelerindeki eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik nelerin yapıldığına ilişkin soru üzerine, "Eğitim kalitesini artırmamız lazım." dedi.Hukuk eğitiminde kalitenin yükseltilmesi adına daha önce kontenjanların düşürüldüğünü, ikinci öğretimin kaldırıldığını, başarı sıralamasının yükseltildiğini, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın getirildiğini ve hakim savcı yardımcılığı sisteminin getirildiğini belirten Tunç, konuyla ilgili çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
"Cezaevlerinde tutsak yoktur, hükümlü ve tutuklu vardır"
Bir milletvekilinin sorusunda, "cezaevlerindeki tutsaklar" ifadesini kullandığını anımsatan Tunç, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin cezaevlerinde tutsak yoktur, hükümlü ve tutuklu vardır. Tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerindeki şartları kanunlara, yönetmeliklere göre yürütülmektedir." diye konuştu."Cezaevlerindeki kişilerin denetimli serbestliğe ayrılma taleplerinin olumsuz karşılandığı" eleştirisine de yanıt veren Tunç, bunun doğru olmadığını belirtti.Bakan Tunç, adli suçlarda denetimli serbestliğe ayrılmada olumlu değerlendirme oranının yüzde 97,71, koşullu salıvermede ise bu oranın yüzde 88,68 olduğunu aktararak, terör suçlarında açık cezaevlerine ayrılma değerlendirme oranının yüzde 91,55, denetimli serbestliğe ayrılma oranının yüzde 94,21, koşullu salıverme değerlendirme oranının ise yüzde 54,7 olduğu bilgisini paylaştı.Cezaevlerinde bulunanların durumlarının 6 ayda bir yeniden değerlendirildiğini belirten Tunç, "Uygulamadan kaynaklanan problemler varsa, uygulamanın daha etkin hale getirilebilmesiyle ilgili her zaman açığız." dedi.Bakan Tunç, ağır ve sürekli hastalık durumunda olanlara ilişkin soru üzerine, "Ceza infazının ertelenmesi, hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili İnfaz Kanunu'muzun 16. maddesi çerçevesinde yürütülebilmektedir. Burada tam teşekküllü hastane raporlarının Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanmasıyla yürütülen süreçler vardır." bilgisini verdi.Yargı paketlerine ilişkin sorular hakkında da konuşan Tunç, 28. yasama döneminde 8, 9 ve 10. yargı paketlerinin yasalaştığını, 11. yargı paketinin TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçtiğini anımsatarak, "Amacımız adil yargılanmayı daha etkin hale getirmek." dedi.
DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN, TBMM GENEL KURULUNDA BAKANLIĞININ 2026 YILI BÜTÇESİNİ SUNDU
Bakan Fidan, TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri Bakanlığının 2026 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.

Gelecek dönemde siber güvenlik, arktik ve uzay konularının gündemi daha fazla meşgul edeceğini vurgulayan Fidan, "Güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve belirsizliğin hakim olduğu bu tablo karşısında, Dışişleri Bakanlığı olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok boyutlu ve ön alıcı, aynı zamanda sağduyulu ve gerçekçi bir dış politika izlemekteyiz." ifadelerini kullandı.Bakan Fidan, "Gelinen noktada Türkiye, Gazze'den Ukrayna'ya, Güney Kafkasya'dan Afrika Boynuzu'na uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrarı önceleyen dış politikası ve üstlendiği arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık rolüyle, uluslararası düzlemde itibar gören ve desteği aranan bir aktör olarak öne çıkmaktadır." dedi.İsrail yönetiminin saldırganlığını Gazze ile sınırlı tutmadığını, Lübnan, Suriye, Yemen, İran ve Katar'a yayarak bölgeyi istikrarsızlaştırma politikasını sürdürdüğünü belirten Fidan, "Gazze'de işlenen soykırımda şehit edilen Filistinli kardeşlerimizin sayısı 70 bini aşmıştır. Sahadaki bu vahşet, uluslararası toplumda bir uyanışa da vesile olmuştur." diye konuştu.7 Ekim sonrasında İsrail'e koşulsuz destek veren ülkelerin de bu hukuksuzluğun yanında duramadığı bir noktaya gelindiğini söyleyen Fidan, "11 ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasıyla, iki devletli çözüm iradesi küresel bir mutabakata dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden dördünün Filistin'i tanıdığı tarihi bir eşikteyiz." değerlendirmesinde bulundu.Fidan, "Türkiye, önceki yıllarda olduğu üzere 2025 yılında da ateşkesin sağlanması ve akan kanın durması için uluslararası çabaların merkezinde yer almıştır." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü liderler diplomasisi ve 26 Eylül'de New York'ta ABD ve 8 Müslüman ülkenin katılımıyla hız kazanan barış girişiminin somut neticelerini verdiğini vurgulayan Fidan, 10 Ekim'de yürürlüğe giren mutabakatla ilk adımın, "Barış için Şarm el-Şeyh Zirvesi"nde ise kalıcı ateşkes yolunda önemli bir adımın atıldığını dile getirdi.Gazze’den vatandaşların tahliyesinin titizlikle yürütüldüğünü belirten Fidan, "Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, Gazze'de ateşkesin tahkimi, bölgenin yeniden imarı ve insani yardımların kesintisiz akışının sağlanmasıdır." dedi. Fidan, şöyle konuştu:"Nihai ve değişmez hedefimiz ise 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti’nin vücut bulmasıdır. Türkiye, Gazze’nin geleceğinin Filistin halkının iradesiyle şekillenmesi için tarihin doğru tarafında, Filistinli kardeşlerinin yanında durmaya devam edecektir."
Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bölgenin güvenlik ve istikrarını yakından etkilemeyi sürdürdüğünü kaydeden Fidan, Türkiye'nin, savaşın başından bu yana ihtilafın diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savunduğunu hatırlattı.Bakan Fidan, "Savaşın tüm Karadeniz sathına yayılmasının önlenmesi için tüm taraflarla temaslar yürütülmektedir. Bölgede dengenin ve istikrarın teminatı olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Suriye
Türkiye'nin öncülüğünde Suriye'nin 13 yıl aradan sonra İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyeliğine döndüğünü kaydeden Fidan, Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegrasyonu yolunda kısa zamanda büyük mesafe katedildiğini söyledi.Fidan, herkesin huzur içinde yaşadığı bir Suriye'yi görmek istediklerini kaydederek, "Bu açıdan SDG ile başlatılan 10 Mart mutabakatı sürecinin bir an evvel hayata geçilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu."Rejimin devrilmesinden bu yana, geçici koruma altındaki yaklaşık 560 bin Suriyeli kardeşimiz gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmüştür." diyen Bakan Fidan, Suriyelilerin geri dönüşlerinin sürdürülebilir kılınması için projelere hız verildiğini kaydetti.
Irak ile ilişkiler
Fidan, güvenlik konusunda da Irak yönetimiyle tam bir mutabakat içerisinde olduklarını belirterek, "Irak makamlarının 'Terörsüz Türkiye' vizyonuna verdikleri destekten memnuniyet duymaktayız. Nihai hedefimiz terör belasının iki ülkenin ortak gündeminden bir an evvel tamamen çıkarılmasıdır." ifadelerini kullandı.Türkmenlerin hak ve menfaatlerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini vurgulayan Fidan, "(Irak) Kürt Bölgesel Yönetimi ile Bağdat merkezi hükümeti arasındaki ilişkinin istikrarlı olmasını Türkiye olarak yakından takip ediyoruz." dedi.
Fidan, şunları kaydetti:"Hem Kürt Bölgesel Yönetimi ile hem Bağdat yönetimi ile olan yakınlığımızı kullanarak iki taraf arasındaki ilişkilerin dengeli ve istikrarlı, bölge barışını, huzurunu tehdit etmeyecek bir şekilde devam etmesi için de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz."Irak’ta yeni hükümetin kapsayıcı, dengeli ve Irak’ın istikrarı ile kalkınmasına hizmet edecek şekilde bir an önce teşkil edilmesini temenni eden Fidan, "Yeni hükümetle ilişkilerimizde de, işbirliğimizde yakaladığımız ivmeyi sürdürmeyi arzuluyoruz." dedi.
KKTC, Batı Trakya ve Yunanistan
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) uluslararası toplumda hak ettiği konuma ulaşmasının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Fidan, Yunanistan’la olumlu gündemin geliştirilmesine yönelik iradelerini de muhafaza ettiklerini dile getirdi.Fidan, Batı Trakya Türk azınlığının haklarının korunması yönündeki girişimleri sürdürdüklerini belirterek, Doğu Akdeniz'de hakça paylaşım ilkesini savunmaya devam ettiklerini, Türkiye'nin hak ve çıkarlarını korumaya yönelik adımları kararlılıkla attıklarını vurguladı.Tüm Ege ihtilaflarına yapıcı bir diyalogla çözüm bulunmasını savunduklarını dile getiren Fidan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'i bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istediklerini söyledi.
Libya, Mısır ve İran ile ilişkiler
Fidan, Türkiye'nin Libya'ya yönelik ilkeli ve kapsayıcı yaklaşımını sürdürerek işbirliğinde mesafe katettiklerini belirterek, gelecekte de Türkiye'nin "Tek Libya" politikası doğrultusunda, Libya'nın istikrarına katkı sağlayacağını vurguladı.Türkiye'nin Mısır ile üst düzey temaslarının, bu yıl boyunca artarak devam ettiğini aktaran Fidan, Türkiye-Mısır 2. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının 2026'da icra edilmesinin planlandığını söyledi.Hazirandaki İran-İsrail Savaşı'nın bölgesel ve küresel ölçekte ciddi riskler yarattığını belirten Fidan, Türkiye'nin, İsrail'in saldırganlığını açık bir dille kınadığını hatırlattı.Fidan, İran'la ilgili meselelerin diplomasi yoluyla çözümlenmesini desteklediklerini belirterek, "Aksi takdirde bölgemizde yeni ve büyük bir savaş hiç kimsenin lehine ve menfaatine olmayacaktır." dedi.
Balkanlar
Bakan Fidan, Balkanlar'da da işbirliği ruhunu hassasiyetle sürdürdüklerini belirterek, bu yıl Türkiye'nin Bosna-Hersek’teki siyasi tıkanıklığın aşılmasına yönelik temaslarından bahsetti.Azerbaycan ile ilişkilerin karşılıklı üst düzey ziyaretlerle hız kesmeden devam ettiğini kaydeden Fidan, Ermenistan’la normalleşme sürecinin de Azerbaycan’la eş güdüm içinde yürütüldüğünü bildirdi.
Türk devletleriyle ortaklık büyüyor
Fidan, Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerin kapsamlı şekilde geliştirildiğini belirterek, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in Türkiye'yi ziyaretinin ilişkilere ivme kazandırdığını, Kırgızistan ve Özbekistan ile düzenlenen toplantıların ticari ve iktisadi bağların kurumsal zeminini tahkim ettiğini dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gelecek günlerde Türkmenistan'ı ziyaret etmesinin öngörüldüğünü bildiren Fidan, Orta Asya ile kurulan dinamik işbirliğinin Moğolistan dahil olmak üzere Asya'nın en doğusuna kadar uzandığını söyledi.Türkiye'nin 2026'da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağına işaret eden Fidan, "Dönem Başkanlığımızın, teşkilatımızın uluslararası rolünü pekiştiren, işbirliği ufkunu genişleten ve Türk Dünyası’nın yararına somut katkılar sunan bir atılım dönemi olmasını hedeflemekteyiz." ifadesini kullandı.
ABD-Türkiye ilişkileri
"Stratejik ortak" ABD'yle yürütülen temasların, karşılıklı çıkar ve saygı temelinde artarak devam ettiğinin altını çizen Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'la eylüldeki görüşmesinin önemli bir kilometre taşı olduğunu vurguladı.Fidan, kasımda ABD'ye yaptığı ziyarette; başta Suriye dosyası olmak üzere, ulusal güvenliği ilgilendiren kritik meselelerin ele alındığını belirterek, "Savunma sanayisi alanındaki kısıtlamaların tamamen kaldırılmasına yönelik girişimlerimizi de kesintisiz sürdürmekteyiz. Bölgesel meselelerde, ABD ile diyalog ve eş güdüm mekanizmalarımızı ortak çıkarlar temelinde yürütmekteyiz." diye konuştu.
NATO ve AB'yle ilişkiler
Fidan, Türkiye'nin NATO nezdindeki konumunun güçlendiğini vurgulayarak, "Ülkemiz, güvenliğin bölünmezliği anlayışıyla, müttefik ülkeler arasında savunma sanayisi alanında kısıtlamalar uygulanmaması gerektiği görüşündedir. Bu yaklaşımımız, 2023 Vilnius, 2024 Washington ve 2025 Lahey NATO Zirvelerinde kabul edilen bildirilerle de teyit edilmiştir." dedi.2026 yılında Türkiye'de düzenlenecek NATO Zirvesi'ne işaret eden Fidan, İttifak'ın birliğini, hazırlık seviyesini ve dayanıklılığını güçlendirecek somut çıktılar elde etmeyi hedeflediklerini belirtti.Fidan, son dönemde, birçok Avrupa Birliği (AB) üyesinin Türkiye ile ilişkilerin stratejik önemini daha net kavradığına dikkati çekerek, "Avrupa Birliğine üyelik sürecimizin canlandırılması hedeflenmektedir. AB ile ilişkilerimizde diğer temel önceliklerimiz; diyalog mekanizmalarının yeniden işler hale getirilmesi, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi sürecinin hızlandırılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İkili ilişkiler
Almanya'nın Türkiye'nin Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarikine ilişkin engellemeyi temmuzda kaldırdığını hatırlatan Fidan, İngiltere ile bu tedarike yönelik anlaşmanın ekimde imzaladığını söyledi.Bakan Fidan, İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) güncellenmesine yönelik müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydettiklerini ifade etti.Fidan, son 20 yılda Türkiye'de en fazla doğrudan yatırım yapan ülke konumundaki Hollanda ile savunma alanındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla niyet beyanı imzalandığını dile getirerek, Belçika'nın da Türkiye'ye yönelik ihracat kısıtlamalarını yıl içinde kaldırdığını anımsattı.İtalya ile nisanda düzenlenen 4. Hükümetlerarası Zirve ve imzalanan 10 anlaşmanın, işbirliğinin hukuki zeminini tahkim ettiğini vurgulayan Fidan, "Bu stratejik ortaklığı bölgesel düzleme de taşıyarak, İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz Türkiye-İtalya-Libya İşbirliği Zirvesi ile Akdeniz havzasında istikrar ve kalkınma odaklı üçlü bir mekanizmanın temellerini attık." dedi.Fidan, İspanya'nın Türkiye'den Hürjet tedarik etmesine ilişkin çalışmalarda son aşamaya geldiklerini aktararak, Macaristan ile 8 Aralık'ta İstanbul’da düzenlenen Yedinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) toplantısında tesis edilen Ortak İstişare Mekanizması'nın işbirliğinde kurumsal derinliği artırdığını kaydetti.
Körfez ülkeleriyle ilişkiler
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın Türkiye'yi ziyaretiyle Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey mekanizmasının hayata geçirildiğini anımsatan Fidan, "Sayın Cumhurbaşkanımızın Kuveyt, Katar ve Umman'ı kapsayan bölge turu ise işbirliği irademizi perçinlemiştir." ifadesini kullandı.Türkiye'nin, Yemen'in egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğü temelinde kalıcı barışın tesis edilmesi yönündeki uluslararası çabalara desteğini kararlılıkla sürdürdüğünü dile getiren Fidan, "Yemen'de istikrar arayışımız, Babü’l Mendeb Boğazı'nın karşı yakasındaki Afrika Boynuzu ile de doğal bir bütünlük arz etmektedir." dedi.Fidan, Somali ve Etiyopya'nın, Türkiye'nin arabuluculuğunda imzaladığı Ankara Bildirisi'nin, 2025 yılında gerilimin düşürülmesine ve diyaloğun sürdürülmesine zemin sağladığını vurgulayarak, Sudan'ın birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde ateşkesin sağlanmasına yönelik diplomatik girişimleri desteklediklerini dile getirdi.
Afrika ve Asya ülkeleriyle ilişkiler
"Türkiye'nin Afrika ile stratejik ortaklığı, son çeyrek asırda atılan kararlı adımlarla dış politikamızın en dinamik unsurlarından biri haline gelmiştir." diyen Fidan, Afrika Birliği (AfB) ile kurumsal işbirliğine önem atfettiklerini söyledi.Mayıs ayında Hindistan ve Pakistan arasında tırmanan gerginliğe değinen Fidan, taraflar arasındaki ateşkes kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.
Çin-Türkiye ilişkileri
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi marjında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmenin işbirliğine ivme kazandırdığını vurgulayan Fidan, "Kuşak ve Yol Girişimi'nin Orta Koridor'la uyumlaştırılmasına stratejik önem atfediyoruz. Çin'in toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde, Uygur Türkleri'nin barış ve güven içinde olmalarına ve kültürlerini özgürce yaşamalarına yönelik beklentilerimizi vurgulamaya devam ediyoruz." diye konuştu.Fidan, TBMM Genel Kurulu'ndaki, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin sunumunun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı.Bakan Fidan, bazı grup başkanvekillerinin kendisini "belirli konuları yeterince izah etmediği" yönünde eleştirdiğini belirterek, Türkiye'nin dış politika büyüklüğünün ve sorumluluğunun inanılmaz derecede fazla olduğunu, zaman kısıtlaması nedeniyle bu türden uzun bilgilendirmelerin mümkün olmadığını vurguladı.Genel Kurulun bu görevi dış ilişkiler komisyonuna delege ettiğini kaydeden Fidan, ancak uygun görülürse kendisinin de ihtiyaç duyan vekillerle bir araya gelip bu konuları konuşmaktan memnuniyet duyacağını söyledi.Fidan, dış politika ve güvenlik alanlarındaki bazı soruları hassasiyetleri göz önünde bulundurarak yanıtlamaları gerektiğini belirterek, "Her konunun bir cevabı var. Bu konularda da dediğim gibi sizlerle özel ortamlarda, kapalı ortamlarda bir araya gelip her türlü konuyu çok açık bir şekilde tartışmaktan, görüşmekten, bilgi alışverişinde bulunmaktan memnuniyet duyarım." ifadelerini kullandı.Bakan Fidan, dış politikanın başarısını "bir önceki güne nazaran belirli alanlarda ne yaptıkları" ve "diğer ülkelere nazaran kendilerinin nerede durdukları" gibi sorulara yanıt vererek ihracatın artması, yeni işbirlikleri ve yeni güvenlik ittifakları gibi parametreler üzerinden ölçtüklerini dile getirdi.
Gazze'deki ateşkes ve Türkiye'nin rolü
Fidan, içinde bulunulan belirsizlik çağında ulus devletlerin işinin zor olduğunu söyleyerek, Amerika'nın yeni politikası, Avrupa ile arasında oluşturduğu itilaf ve ortaya koyduğu yeni milli güvenlik siyaset belgesine işaret etti ve bunun küresel güvenlik için temel değişimlere sebep olduğunu söyledi.Türkiye'nin Gazze'de garantör pozisyonda olup olmadığı konusundaki soruyu yanıtlayan Fidan, şunları kaydetti:"Şarm el-Şeyh'te biz ara bulucu dört ülke olarak bir irade beyanına, niyet beyanına imza attık. Bu barışın devam etmesiyle alakalı. Biz teknik olarak da hukuki olarak da garantör ülke değiliz, şu andaki süreçte. Garantör bir ülke de yok ayrıca."Fidan, Türkiye'nin garantör ülke sorumluluğunu almaktan çekinmediğini, gelecekte yapılacak anlaşmalar bunu gerektirirse, memnuniyetle bu görevi üsteleneceklerini aktardı."(Gazze'de) Biz bir garantörmüşüz gibi sorumluluk yüklenmeye, işbirliklerini ilerletmeye, anlaşmalar yapmaya, açıkta ve kapalıda çalışmaya her zaman için hazırız ve buna da devam ediyoruz." diyen Fidan, İsrail'in ateşkes ihlallerini sürdüğüne ve barışı devam ettirmeye gönüllü olmadığına işaret etti.Fidan, İsrail'in bu tutumu nedeniyle uluslararası toplumu ABD'de bir araya getirmeye çalıştıklarının altını çizerek, bu şekilde İsrail'e baskı uygulamayı hedeflediklerini dile getirdi.ABD'nin, Gazze'de barış anlaşmasını sahiplendiğine ve ilerletmeye çalıştığına işaret eden Fidan, bunu desteklediklerini söyledi.Fidan, Suriye'deki bir sınır kapısıyla ilgili soruya cevaben, "Bizim politika olarak bütün sınır kapılarını açmaya niyetimiz var. Fakat Suriye'de, özellikle Nusaybin mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart Mutabakatı ile ilgili sürecin tamamlanması ve merkezi hükümetin bir noktaya gelmesi lazım." dedi.Öte yandan Genel Kurul'da şahsı adına söz alan CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un konuşmasını eleştirerek, "Sizin dönemizde Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmadı." dedi.Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının emanet bürosundaki kasalardan yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüş çalınmasını anımsatan Özer, "Adliyenin emaneti boşaltılmış, adliye çalınmış haberiniz yok. Tarihe geçeceksiniz." sözlerini sarf etti.
Son söz tartışması
Bakanların milletvekillerinin sorularını yanıtlamasının ardından usul hatası yapıldığını öne süren TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis İçtüzüğü'nün ilgili maddesinde son sözün milletvekiline ait olduğunun yazdığını, bugünkü görüşmelerde son sözün bakanlar tarafından söylendiğini belirtti. Baş, İçtüzük'e göre son söz taleplerinin karşılanmasını istedi.Erkan Baş'ın usul tartışması açılmasını istemesi üzerine Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl, "Siz son söz milletvekilinin dediniz, sayın Taşkın Özer de milletvekili, son sözü ona verdim." yanıtını verdi.
Tartışmanın sürmesi üzerine Bingöl, birleşime ara verdi.Aranın ardından Genel Kurul'da yapılan oylamada, TBMM, Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının yanı sıra Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay Başkanlığı, Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Türkiye Adalet Akademisi, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Avrupa Birliği Başkanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumunun bütçeleri kabul edildi.Bütçelerin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Bingöl, birleşimi, yarın saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.